Max Frisch

Modern insanın kendine yabancılaşmasını anlatan eserleriyle Alman edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatında da isim yapan Max Frisch, bir mimarın oğlu olarak Zürih'te 15 Mayıs 1911'de dünyaya geldi. 1931'de doğduğu kentte Alman filolojisi tahsiline başladı. Ancak babasının ölümü nedeniyle okulunu tamamlayamadı.

Serbest gazeteci olarak Yeni Zürih Gazetesi'nde işe başlayan Max Frisch, aynı yıllarda Macaristan, Çekoslovakya ve Balkan ülkelerine geziler yaptı. Seyahati sırasında uğradığı ülkelerden biri de Türkiye'dir. Bu yolculuk sırasında tuttuğu notları gazetesinde yayınladı. 1934 yılında yazdığı ilk romanı Jürg Reinhart'ta ötenazi konusunda etik bir savunmanın olup olamaması konusunu işledi. 1936-1940 yılları arasında Zürih Teknik Üniversitesi'nde mimarlık eğitimi gördü.

İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasına yakın hemen hemen tüm ülkelerde olduğu gibi İsviçre'de de seferberlik ilan edildi. Max Frisch de diğer bir çok yurttaşı gibi sınıra gönderildi. Savaş yıllarında edindiği izlenimleri Ekmek Torbasından Notlar adlı güncesinde aktardı. 1940'da Zürih'te mimarlık bürosunu açan Frisch, Leitzgraben Yüzme Tesisleri'nin inşaatı için açılan proje yarışmasında birincilik kazandı. Frisch'ın projesiyle oluşturulan yüzme tesisi 1949 yılında tamamlanarak faaliyete girdi. 1942'de Constanze von Meyenburg ile evlenen yazar 17 yıl sürdürdüğü evliliğine son vererek Ingeborg Bachmann ile ilişki yaşasa da ikinci evliliğini Marianne Oellers ile gerçekleştirdi. Savaş yıllarını inşaatlardaki günlük çalışmaları izlemek ve boş zamanlarında yazı yazmakla geçiren Frisch, romanların yanı sıra dramlara da yer vermeye başladı. 1944'te Santa Cruz adlı düşsel oyununu tamamlayan yazar, oyunda insanın hayatının gerçekler tarafından değil de istekleri, düşleri ve korkuları tarafından belirlendiği temesını işledi. Yeniden Galip Geldiler adlı politik oyunu sahnelenir sahnelenmez Bir Ağıt Denemesi'ni gündeme getirdi. Bu oyunda savaşı ve savaşın sonuçlarını irdeleyerek güç mücadesi yapılırken bu uğurda yaşamlarını yitirenlerin kulak verilmeyen seslerini aktarmaya çalıştı. Savunmasız entelektüellerin güce, zorbalığa, baskıya dayanan toplum karşısında ki durumunu anlattığı Çin Seddi savaşın sona erdiği yıllarda yayınladı.

İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra savaştan çıkmış komşu ülkelere seyahatler yaptı. Gezileri sırasında başta Bertold Brecht ve Thornton Wilder olmak üzere pek çok yazarla tanıştı. Büyük ölçüde Brecht'in etkisinde kalarak yarattığı tiyatro çalışmalarına, halkın İkinci Dünya Savaşı'ndaki olayları ahlaken sindiremediği, sadece bilinç gerisine ittiği ve vicdanen aynı semptomların her an yeniden patlak verebilecekleri düşüncesi hakimdi.

1952 yılında ABD'ye gidip San Francisco, New York ve Meksika'da bir süre yaşayan Frisch, bu yolculuğun izlerini Çarpık Sevda ve Stiller adlı romanlarına yansıttı. Stiller hem eleştirmenler hem de okurlar tarafından oldukça büyük ilgi gördü. Romanın baş kahramanı heykeltraş Stiller, çevresinin kendisini düşündüğü imajdan başka bir kimliğe sığınır.

1955'te mimarlığı tamamen bırakan ve yazıya yönelen Frisch, Çıplak Sevda adlı romanında günce roman biçimini kullanmıştır. Her şeyin hesaplanabilir olduğunu düşünen bir mühendis, sonunda hayatının yazgısı tarafından yönlendirildiğini kabullenmek zorunda kalır ve o tarihe kadar tanımadığı kızıyla aşk ilişkisine girer.

Her ne kadar Brecht'ten etkilenmiş olsa da Frisch, toplumsal değişikliklerde proletaryanın yönlendirici bir rol oynadığına inanmamıştır. Ona göre bütün insanların yegane amacı, maddi varlıklarını korumaktan ve göze batmaktan ibarettir. Rahatına düşkün, herşeyden önce kendi çıkarını düşünen bir küçük burjuvanın yaşamından kesitler sunduğu ve yazara büyük şöhret kazandıran Biedermann ve Kundakçılar - Öğretisi Olmayan Öğretici Oyun'da bu düşüncesi hakimdir. Bu oyunda yazar, kendi çıkarlarına dokunulmadığı sürece olaylara seyirci kalan Biedermann'ın kişiliğinde çağının çıkarcı insan tiplemesine ağır eleştirel yöneltmiştir.

Irkçılık ile ikiyüzlülüğün ölümcül sonuçlarını aktardığı Andorra'da sözümona Yahudi olan Andri'nin önyargılarını kurbanı oluşunu gözler önüne serilmiştir. Kişiliği yok ederken katı kalıpların karşısına tek seçenek olarak sevgiyi koyan yazar, değişken bir kurgu denemesine giriştiği son oyunu Biografi'de ise geçmişe geri dönerek yaşamını yeniden düzenlemeye çalışan ama gerçek bir kişilik oluşturamadığı için yaşamını bir dol olarak oynamaktan ileri gidemeyen Kürmann'ı anlatır.

Günce türünün anlatım biçimlerini romanlarına uygulayan Frisch, yazdığı üç güncesinde kendi yaşamından önemli olaylara; edebiyat ve önemli konulardaki görüşlerine ve yazarlarla yaptığı tartışmalara da yer vermiştir.

Frisch'in kökten otobiyografik olan ilk yapıtı 1975 yılında yayınlanmıştır. Montauk adlı bu romanda Amerikalı Alice Locke-Carey ile yaşadığı aşkı anlatır. 70'li yıllardan itibaren ölüm teması üzerine yoğunlaşan yazar, Tryptichon adlı oyununda insanın kendi kaderini değiştirip değiştiremeyeceği konusu üzerine tekrar yoğunlaştı. Holosen'de Görünen İnsan öyküsünde ölümden kaçmaya çalışan yaşlı bir adamı anlattı. Kansere yakalanan ve ömrünün son yıllarını Berzona'daki evinde geçiren dram yazarı Max Frisch, 80'inci doğum gününe altı hafta kala 4 Nisan 1991'de Zürih'teki bir hastanede öldü.

Eserleri
Roman: Jürg Reinhart (1934), Stiller (1954), Çarpık Sevda (Homo Faber, 1957), Montauk (1975)
Günce: Ekmek Torbasından Notlar (Blatter aus dem Brotsack, 1940), Holosen'de Görünen İnsan (Holozaen, 1979)
Oyun: Santa Cruz (1944), Yeniden Galip Geldiler (Nun siegen sie wieder, 1945), Bir Ağıt Denemesi (Versuch eines Requiems), Biedermann ve Kundakçılar - Öğretisi Olmayan Öğretici Oyun (Biedermann und die Brandstifter, -Ein Lehrstück ohne Lehre, 1958), Andorra (1961)

Diğer Biyografiler
Yasunari Kavabata
Yasunari Kavabata
Hermann Broch
Hermann Broch
Thomas Bernhard
Thomas Bernhard
Harold Brodkey
Harold Brodkey
Copyright© 2008 Cix1.com
SiteMap - Müzik Dinle - SBS Puan Hesaplama - ADSL Borç Sorgulama - Ne Zaman Emekli Olurum - Posta Kodları